Kayıtlar

strateji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Marka Stratejileri

Resim
Marka Stratejileri Markalama stratejileri elbette rekabetçi yapılar göz önüne alınarak hazırlanan, klasik ya da modern anlamda rekabetçi ortama hizmet eden yaklaşımlardır.        Genel olarak rekabet stratejilerine baktığımızda “Maliyet Liderliği Stratejisi”  “Odaklanma Stratejisi” “Farklılaşma Stratejisi” olarak üç ana başlık karşımıza çıkmaktadır.  Genel rekabet stratejileri içinde maliyet liderliği hem anlaşabilirlik olarak, hem de uygulama olarak en kolay stratejik yaklaşım olarak görülmektedir. Bu strateji benimsenerek maliyetler, rakiplerinkinin altına düşürülebilir ve bu sayede daha fazla değer yaratılarak bu değerler bütünü örgütsel katma değer içinde son kullanıcıya sunulabilir. Ancak sistemin çalışabilirliliği açısından konunun çok iyi dokunmuş ve incelenmiş olması gerekir. Maliyetleri düşürerek son kullanıcıya pazarda bulunan rakip firmalardan daha ucuz ürün / hizmet satmak, akla yatkın gelse de marka büyüklüğü, bu indirimleri kaldırabi...
Reklamlara Yabancılaşmak           Hızla globalleşen dünya da iletişim çalışmalarının yerel kalabileceğini düşünmek, iyimser bir yaklaşımdan öteye gidemez…           Elbette global iletişim çalışmalarının reklam veren ve reklam ajansları açısından faydaları da bulunmaktadır. Örneğin reklam verenlerin en büyük sorunu olan “kurumsal imaj” bu anlayış sayesinde tek bir elde kolaylıkla toplanabilir ve tüketici üzerinde istenen etki kolaylıkla yakalanabilir.           Ancak, öte yandan global reklamlar da göze batan en büyük sorun, kesinlikle samimiyetsiz duruşlarıdır. Günümüz reklamcılarının bile hedef kitle tespitinde en çok zorlandıkları konu olan tüketici iç görüsü yakalamak, global reklamlarda söz konusu olmadığı için reklamın yayınlanacağı ülkelerdeki kültürle uzaktan yakından ilgisi olmayan samimiyetsiz çalışmalar ortaya çıkmakta bu durum tüketicinin irite olmasına ve üründen soğumasına neden olmaktadır. E...

ÇOCUK HER ZAMAN SATAR MI?

Serdar Erener’in beklide reklam dünyasına bahşettiği en büyük yenilik çocuk satar felsefesidir. Eskilerin deyimiyle “Seks Satar” neredeyse tamamen reklam lügatimizden çıktı ve yerine “Çocuk Satar” yerleşti. Başlangıcı 90’lı yıllara, sucu çocuk reklamına dayanan bu felsefe günümüzde gerçekten çalışıyor mu? Bu sorunun maalesef “evet” ya da “hayır” gibi net bir yanıtı yok. Burada pek çok etken reklamın başarısını doğrudan etkilemekte. Bunu en iyi açıklayacak örnek zannediyorum aynı sektörden iki reklamı incelemek olacak. Bunlardan ilki bir Mercedes reklamı; http://www.vidivodo.com/227062/mercedes-komik-reklam Reklamda gördüğümüz gibi bir çocuk sevgiyle ve o saf sevenciliğiyle aynı bir çiçek gibi oyuncak arabasını toprağa ekerse büyüyerek gerçek bir Mercedes olacağını düşünüyor. Hemen hepimizin kalbine dokunan bizi bir şekilde yakalayarak güven ve sıcaklık duygusu aşılayan bu reklamda çocuk kullanmak kadar doğal bir şey olamaz sanırım. Burada çocuk kesinlikle bir met...

Sağlıklı Cips mi? Eğlencelik Cips mi?

Türkiye’de ve Dünya’da ölmeyecek sektörlerden biri hiç şüphesi yiyecek sektörüdür. Envai çeşit yiyecek bu gün marketlerde bizleri beklerken, biz Türk tüketicisinin kalbine girmeyi bir türlü başaramayan bir sektörden “cips” sektöründen bahsedelim. Evet atıştırmalık ürün segmentine giren cips kendini Türk tüketicisinin milli yiyeceği yapmayı bir türlü başaramamış bir üründür. Zannediyorum bu konuda herkes hemfikirdir. Peki ama neden? 1988 yılında uzay gıda ile Türk tüketicisi ile ilk kez tanışan bu ürün pazara geç girdiği için pazarda kendine yer bulamadı cümlesi kesinlikle doğru değildir. Mesela 1990 yılında ilk hazır çorba ile tanışan Türk tüketicisi bu ürünü çabuk benimsemiştir. Ve bugün çorbaların %90’a yakını bu şekilde hazırlanmaktadır. Tabii bu gelişmede doğru iletişim stratejisinin yeri yadsınamaz. Bizim olmayan hazır çorbayı sanki yıllardır bizimmiş gibi bize sunan iletişimciler bu doğru hamlenin ekmeğini bu gün Pazar lideri olarak sürmekteler elbette. Esas konumuz olan cip...

Jean Çıkmalı mı?

Jean Amerika’nın şalvarıdır! Gerçekten de durum böyle mi? Üşenmeyelim, Jean pantolonların çıkışına bir göz atalım. Amerikalı maden işçileri kolay yırtılamayacak, kir tutmayacak bir pantolon peşindeydiler. Bildiğiniz gibi kumaş pantolon ile madencilik yapmak zordur. İşte bu yüzden Levi Strauss ilk jean pantolonu yaptığında rengi kahverengiydi. İlerleyen dönemlerde James Dean, Elvis Presley ve Marlon Brando gibi dünyaca ünlü isimler Jean giyince bu çılgınlık bir anda herkesi sardı. Tabii atlamamız gereken bir konu Türkçemize “kot pantolon” olarak giren giyeceğin İngilizcede iki ayrı kelime ile tabiri mevcuttur bunlardan biri “Jean” (bizdeki kot) ikincisi ise “Denim” dir. Jean pamuk ve ketenden imal edilirken “Denim” daha dayanıklıdır. Yani aslında söylem doğru, “Jean Amerika’nın şalvarıdır.” Ancak öncelikli hata, benim dedem şalvar giyerdi ve bu durumdan utanmak benim hiç aklıma gelmemişti. Zannediyorum sizlerinde aklına böyle bir şey gelmedi, gelemezdi. Hatta Mavi bildiğiniz gibi s...