Kayıtlar

marka değeri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Marka Stratejileri

Resim
Marka Stratejileri Markalama stratejileri elbette rekabetçi yapılar göz önüne alınarak hazırlanan, klasik ya da modern anlamda rekabetçi ortama hizmet eden yaklaşımlardır.        Genel olarak rekabet stratejilerine baktığımızda “Maliyet Liderliği Stratejisi”  “Odaklanma Stratejisi” “Farklılaşma Stratejisi” olarak üç ana başlık karşımıza çıkmaktadır.  Genel rekabet stratejileri içinde maliyet liderliği hem anlaşabilirlik olarak, hem de uygulama olarak en kolay stratejik yaklaşım olarak görülmektedir. Bu strateji benimsenerek maliyetler, rakiplerinkinin altına düşürülebilir ve bu sayede daha fazla değer yaratılarak bu değerler bütünü örgütsel katma değer içinde son kullanıcıya sunulabilir. Ancak sistemin çalışabilirliliği açısından konunun çok iyi dokunmuş ve incelenmiş olması gerekir. Maliyetleri düşürerek son kullanıcıya pazarda bulunan rakip firmalardan daha ucuz ürün / hizmet satmak, akla yatkın gelse de marka büyüklüğü, bu indirimleri kaldırabi...

ÇOCUK HER ZAMAN SATAR MI?

Serdar Erener’in beklide reklam dünyasına bahşettiği en büyük yenilik çocuk satar felsefesidir. Eskilerin deyimiyle “Seks Satar” neredeyse tamamen reklam lügatimizden çıktı ve yerine “Çocuk Satar” yerleşti. Başlangıcı 90’lı yıllara, sucu çocuk reklamına dayanan bu felsefe günümüzde gerçekten çalışıyor mu? Bu sorunun maalesef “evet” ya da “hayır” gibi net bir yanıtı yok. Burada pek çok etken reklamın başarısını doğrudan etkilemekte. Bunu en iyi açıklayacak örnek zannediyorum aynı sektörden iki reklamı incelemek olacak. Bunlardan ilki bir Mercedes reklamı; http://www.vidivodo.com/227062/mercedes-komik-reklam Reklamda gördüğümüz gibi bir çocuk sevgiyle ve o saf sevenciliğiyle aynı bir çiçek gibi oyuncak arabasını toprağa ekerse büyüyerek gerçek bir Mercedes olacağını düşünüyor. Hemen hepimizin kalbine dokunan bizi bir şekilde yakalayarak güven ve sıcaklık duygusu aşılayan bu reklamda çocuk kullanmak kadar doğal bir şey olamaz sanırım. Burada çocuk kesinlikle bir met...

Hükümdar Markalar

Günümüzde tüm firmalar, Kobisinden, Obisine kadar hepsi kendini bir marka, bir hükümdar olarak görmekte, isimlerin bile trade’i alınmaktadır. Bu gün Hülya marka dergi, Madonna marka parfüm bulabiliyorsak aslında markalaşmanın ne boyutta olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz demektir. Her marka eskiden hayatımızda bir yeri sahiplenirdi. Örneğin hürriyet gazetesi en iyi haber kaynağıydı. Yani haber ihtiyacımızı ancak Hürriyet giderir derdik. Bugün durum değişti artık özgürlük istiyorsak Hürriyet okumalıyız. İnsanı hayrete düşürüyor değil mi? Bir marka çıkıyor özgürlüğümüzü sahipleniyor. Yada Turkcell eskiden iletişim deviydi bugün Turkcell ile hayata bağlanabiliyoruz. Yani Turkcell olmadan hayatta değiliz, ölüyüz. Markalar elbette hayatımızda bir şeyleri sahiplenmeli yoksa yaşayamazlar. Ancak bu kadar hırs bu kadar ihtiras neden? Düşünün Turkcell kullanıyor olmak sizi diğer operatör kullananlardan daha üstün yada daha imtiyazlı kılar mı? Hayır der gibisiniz, ancak Turkcell evet diyor. ...

SANAL MARKALAR SAVAŞI

Hepimiz, MIRC ile tanıştık internet ile. Aslında 90’lı yılların ilk yarısına çocuk yaşta girenler demek daha doğru bir yaklaşım olacak galiba. Türkiye de internetin gelişini 1993 yılı olarak esas alırsak bu günün genç hatta orta yaş sınıfına dâhil olan kişileri, o zamanın çocuklarıydı. Doğru düzgün Türkçe bir site bulamadığımız için yada bulsak da çok güzel kızlarla ve süper yakışıklı erkeklerle tanışmak bize daha cazip geldiği için sevdik zurna ve aywa kanallarını. Öyle ya gündelik yaşamımızda merhaba bile diyemeyip melaba dediğimiz kızlar ve erkekler artık “slm, nbr, asl,” uzaklığındaydı. Netimiz yavaştı, 33,600 kbps. Bugün cep telefonlarının 3G paketlerinin hatta Edge paketlerinin bile kullanmadığı bir hızdı ve P100’ler ile tanıştık internetle. Hepimizin konuyla ilgili ayrı bir hikayesi vardır. Mesela ben ilk kez bir internet sayfasını doktor bir tanıdığımızın evinde görmüştüm. Hatta diğer odada TV izliyordum ve içerden “Ali Rıza gel internet açtı amcan bir daha göremeyebilirsin...