Kayıtlar

araştırma etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İLETİŞİM FORMÜLE EDİLEBİLİR Mİ?

Resim
İletişim günümüzde formüle edilebilen, adeta matematikleştirilen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.   Bunun bir yansıması olarak da iletişim eğitimi verilen her yerde sürekli geçmiş zamanlarda başarıyla uygulanmış stratejiler tekrar tekrar kursiyerlere anlatılıyor. Örneğin; ikinci dünya savaşına damgasını vurmuş, ancak günümüzde geçerliliği tartışılan ‘Joeph Goebbels’in propaganda taktikleri hâlâ iletişim fakültelerinde siyasal iletişimin temel taşı olarak gösteriliyor. Ya da pazarlama iletişimi derslerinde gösterilen Abraham Maslow’un  ‘ihtiyaçlar hiyerarşisi’ yılların eskitemediği stratejiler olarak önümüzdeki yüzyıl boyunca gösterilmeye devam edilecek gibi duruyor. Oysa gerçekler, öğretilenden bir hayli farklı. Madem akademi yörüngesinde başladık sohbete öyle devam edelim. Goebebels’in kara propagandasını, yani konuşmacının monolog yaratarak kitleleri arkasından sürüklediği, taktiğini gelin bugün uygulamaya çalışın. Sosyal medyanın kaydettiği gelişme sonrası çıkacak ...

ÇOCUK HER ZAMAN SATAR MI?

Serdar Erener’in beklide reklam dünyasına bahşettiği en büyük yenilik çocuk satar felsefesidir. Eskilerin deyimiyle “Seks Satar” neredeyse tamamen reklam lügatimizden çıktı ve yerine “Çocuk Satar” yerleşti. Başlangıcı 90’lı yıllara, sucu çocuk reklamına dayanan bu felsefe günümüzde gerçekten çalışıyor mu? Bu sorunun maalesef “evet” ya da “hayır” gibi net bir yanıtı yok. Burada pek çok etken reklamın başarısını doğrudan etkilemekte. Bunu en iyi açıklayacak örnek zannediyorum aynı sektörden iki reklamı incelemek olacak. Bunlardan ilki bir Mercedes reklamı; http://www.vidivodo.com/227062/mercedes-komik-reklam Reklamda gördüğümüz gibi bir çocuk sevgiyle ve o saf sevenciliğiyle aynı bir çiçek gibi oyuncak arabasını toprağa ekerse büyüyerek gerçek bir Mercedes olacağını düşünüyor. Hemen hepimizin kalbine dokunan bizi bir şekilde yakalayarak güven ve sıcaklık duygusu aşılayan bu reklamda çocuk kullanmak kadar doğal bir şey olamaz sanırım. Burada çocuk kesinlikle bir met...

TÜRKİYE’DE İNOVASYONA VERİLEN ÖNEM

İnovasyon’un her gün önemini arttırdığı bir dünya’ya adım atalı aslında uzun zaman oldu. Media Cat yayınlarının “İnovasyonla Başarıyı Yakalayan Türkler” isimli kitabında da bahsedildiği gibi gripin ilacından, kamyonları devşiren ve ilk otobüsü icat eden Kamilkoça kadar 1920’lerden bu güne pek çok türk inovasyon’un önemini kavradı ve bunu iş hayatına aktardı. Ancak günümüzde inovasyonun önemini yitirdiğini görür gibi oluyoruz. Koskaca Ülker firması karşımıza inovatif ürünler yerine yurtdışından kopyaladığı ürünler ile çıkıyor. Yada Gazetelerimiz bugün hâlâ yurtdışında (özellikle Avrupada) önemini çoktan yitirmiş olan garip promosyon aktivitelerine devam ederek hayatta kalmaya çalışıyor. Sabah şovlarımız bile aynı değil mi? Kim Seda Sayan şov ile Oprah şov arasında fark bulabilir? Evet 1980 sonrası tüketici toplum olduk. Özellikle 80’li yıllara vurgu yapıyorum çünkü bu tarihte ülkemizde sınırlar kaldırıldı, Türk Lirasını koruma kanunu iptal edildi. Aslında bu inovasyonun önünü aç...