Bugünün İletişim Danışmanları Aslında Birer Emlakçı


Yaşlı adam, hırıldayan bir sesle ‘Gazetecilik öldü’ diye ünledi… ‘Eskiden haber kaynağı olarak gördüğümüz halkla ilişkiler çalışanlarını, artık rant ve para (hediye) kaynağı olarak görüyoruz’ diye devam etti sözlerine…
Evet, eski gazetecilerin çoğundan duyuyoruz bu ve benzeri sözleri.  Betül Mardin ve rahmetli Alaeddin Asna öncülüğünde tanıştığımız ve meşhur 1961 ana yasasının sendikalaşma hakkını getirmesiyle hayatımızda iyice yer edinen halkla ilişkiler kavramının bugün bulunduğu konum, giriş aşamasıyla aynı mı acaba? Bu soruya çok net bir şekilde hayır diyebiliriz. Bugünkü yaklaşımı ben daha çok emlakçılığa benzetiyorum.
60’lı yıllarda amaçları; itibar yönetimini güçlendirmek, kurumları krizlere karşı korumak ve onları sosyal sorumluluk projeleriyle kamu yararına çalışmaya teşvik etmek olan halkla ilişkiler profesyonelleri, bugün sadece medya ilişkisi sağlıyor.
90’lı yıllarda, bugün duayen olarak kabul gören birkaç kişinin gazete ziyaretlerinde beraberlerinde götürdükleri hediyeler, halk nezdinde kanaat öncüsü olarak kabul edilen gazetecileri pahalı restoranlarda yemeğe çıkartmaları, hatta gazetecileri tatillere götürmeleri ve bu sayede gazetecileri amiyane tabirle kafa kola alma çabaları bugünkü durumun temelini oluşturuyor.
Ayrıca bugün; eşik bekçisi olarak tabir ettiğimiz gazetecilerin hemen hepsinin bir şekilde ortak olduğu halkla ilişkiler şirketlerine de değinmek gerekiyor.
İş bu kadar kâr odaklı bir hâl alınca, bugün hazırlanan kriz iletişim planları sadece bir prosedürü yerine getirme amaçlı, birkaç akademik terimin bir araya gelmesinden öteye gidemiyor. Keza hazırlanan stratejik iletişim planları da medya planı ve etkinlik odaklılığın ötesine geçemiyor. Kısacası eski gazetecilerin başköşeleri kaptığı halkla ilişkiler sektörü artık iletişim üretmiyor medyadan yansıma satıyor.
Elbette bu noktada günümüz rekabet koşullarının da önemli bir yeri bulunuyor. Yani firmalar neye para harcadıklarını bilmek işitiyorlar. 80’li yıllarda P&G önderliğinde Türkiye reklam ölçümlemesi ile tanışmıştı. GRP hesaplamalar, kişi başı erişim maliyetleri hesaplanabilir hale gelmişti. Ancak aynı şeyi Halkla İlişkiler için söylemek çok güç. Gerek halkla ilişkilerin itibar yönetme odaklı bir dal olması gerekse de IPRA ve PRSA gibi kurumların hazırladığı ve tutarlılığı halen tartışılan birkaç yöntem dışında halkla ilişkiler için bir ölçümlemenin mümkün olmaması halkla ilişkiler için harcanan paranın bir karşılığı olmadığı algısını yaratıyor. Dolayısıyla sektör profesyonelleri de firmalara reklam eş değerlik adı altında hesaplamalarla müşterileri olan firmalara paralarının nereye gittiğini anlatmaya çalışıyorlar. Reklam eş değerlik basitçe; çıkan haber sayısı ve ölçüsü kadar reklam verilseydi firmaya maliyeti ne olurdu hesabından başka bir şey değil işin aslı.
Günümüz acımasız pazarlama dünyasında firmalar da artık itibar değil para kazanmak istiyorlar. Müşterileri birer hayrana dönüştüren Apple, Cocacola, Mercedes gibi markalar eskilerde kaldı. Bugün hiçbir marka 10 yıl sonra kazanacağı milyon dolarları ya da karşılaşacağı olası bir krizden sağlam çıkmanın peşinde değil! Herkesin ortak derdi günü kaç TL kârla kapattım noktasında.
Hâl böyle olunca biz iletişim danışmanları da, birer gayrimenkul danışmanı edasıyla bizim olmayan mecraları müşterilerimize pazarlama kaygısından dışarı çıkamıyoruz. Hürriyet’te haberimiz çıkınca ABD Başkanı dâhil herkes bilsin bu kutlu gelişmeyi istiyoruz. Öyle ya o haber sayesinde ay sonu reklam eş değerlik rakamımız uçacak. Hemen gazeteden en az 10 kopya alıp birini ajans başkanının masasına çıkan haber görünecek şekilde bırakıyor, müşteriye telefonlar açıp Hürriyet’te yansımamız çıktı gördünüz mü soruları soruyor kısacası o günü piyango talihlisi edasıyla geçiriyoruz.
Halbuki gazeteciler halkla ilişkiler çalışanlarını sadece haber kaynağı olarak görse, şirketler bugünlerini reklam ajanslarıyla konuşurken, geleceklerini halkla ilişkiler ajanslarına teslim etmiş olsalar, ülke ekonomisi başta olmak üzere pek çok alanda bunun olumlu yansımalarını göreceğiz. Ancak bugünkü durumda maalesef haber yansıman kadar ajanssın…





Yorumlar

Ebru Şanlıkaya dedi ki…
Sektör sorunlarına temas eden, ilgi çekici bir yazı olmuş. Keşke firmalar sizin de belirttiğiniz gibi anı yaşamak yerine geleceklerini sağlama alacak kararlara imza atsalar.
Saygılarımla
Ali Riza Erbayrak dedi ki…
Çok teşekkürler Ebru hanım.
Mustafa CINGI dedi ki…
Hocam eline kalemine sağlık... Sağlam yazı..
Ali Rıza Erbayrak dedi ki…
Çok teşekkür ederim hocam :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLETİŞİM FORMÜLE EDİLEBİLİR Mİ?