Kayıtlar

Resim
Jenerik Markalara Kriz Hiç Mi Dokunmaz
Geçtiğimiz hafta incelediğimiz kriz kavramından sonra bir dost, ‘arkadaş kriz kavramı tamam, herkes inceliyor, herkesin heybesinde az biraz da olsa bilgi var ve paylaşıyor… Ama jenerik markalara dokunan yok!’ demişti. Hakikaten aldı beni bir düşünce, o kadar jenerik marka var, bu sektörlerde hiç mi kriz yok? Biraz araştırdım, birkaç kaynağa baktım sonuç tam bir felaket… Krizlerin sayısından çok, önlem alınmıyor oluşu ürküttü beni. Gelin ilk olarak jenerik marka nedir, ne değildir onu inceleyerek başlayalım bugünkü yazımıza…
Jenerik marka denince ilk akla gelen, ürünle özdeşleşip ürünün ismi olarak kullanılır duruma gelmiş olan markalar diyebiliriz. Örneğin kot Türkiye'deki ilk jean pantolon markasıdır, marka ülkemizden çoktan silinip gitmiş olsa da Jean pantolonlar halen kot adıyla anılmaktadır. Bugün yaygın olarak; Nescafe, Oralet, Jeep, Uhu, Chokella, Şaşal, Pimapen, Nylon, Atari, Camsil, Kalebodur gibi birçok jenerik markayı günlük hayatımız…
Resim
Pazarlama ve İletişim Açısından Kriz Yönetimi Hepimizin defalarca duyduğu adeta ezber ettiği kriz iletişimi etik ilkelerinden ya da kriz aşamalarından bahsedip vaktinizi boşa harcatacak değilim. Kriz kavramı TDK’da ekonomi anlamıyla aratıldığında ‘çöküntü’ anlamı karşımıza çıkıyor. Hep konuşulan Japonca’da da ‘fırsat’ denir ama yanıtı vardır birde. Peki bu ‘Kriz’ fırsat mı yoksa çökünkü mü? Öncelikle, kendi adıma fırsat diyenleri bir kalemde yalanlayabilirim. Bir şirketin karşı karşıya kaldığı kriz hiçbir zaman hiçbir aşamada fırsat olamaz. Fakat gelecekte benzer durumla karşılaşmamak için iyi bir ders olur olsa olsa…
Öte yandan, şirketiniz özelinde değil de bulunduğunuz sektöre ya da bölgeye dair bir kriz varsa işte o zaman kriz fırsata çevrilebilir. Biraz etik değerleri hiçe saymanın kimseye bir zararı olmaz, biraz da benden sonrası tufan, günü kurtarayım da gelecek ile işim olmaz derseniz, evet sektörel ya da bölgesel krizi fırsata çevirebilirsiniz. Ancak bu durum size bırakın uzun …

Bugünün İletişim Danışmanları Aslında Birer Emlakçı

Yaşlı adam, hırıldayan bir sesle ‘Gazetecilik öldü’ diye ünledi… ‘Eskiden haber kaynağı olarak gördüğümüz halkla ilişkiler çalışanlarını, artık rant ve para (hediye) kaynağı olarak görüyoruz’ diye devam etti sözlerine… Evet, eski gazetecilerin çoğundan duyuyoruz bu ve benzeri sözleri.  Betül Mardin ve rahmetli Alaeddin Asna öncülüğünde tanıştığımız ve meşhur 1961 ana yasasının sendikalaşma hakkını getirmesiyle hayatımızda iyice yer edinen halkla ilişkiler kavramının bugün bulunduğu konum, giriş aşamasıyla aynı mı acaba? Bu soruya çok net bir şekilde hayır diyebiliriz. Bugünkü yaklaşımı ben daha çok emlakçılığa benzetiyorum. 60’lı yıllarda amaçları; itibar yönetimini güçlendirmek, kurumları krizlere karşı korumak ve onları sosyal sorumluluk projeleriyle kamu yararına çalışmaya teşvik etmek olan halkla ilişkiler profesyonelleri, bugün sadece medya ilişkisi sağlıyor. 90’lı yıllarda, bugün duayen olarak kabul gören birkaç kişinin gazete ziyaretlerinde beraberlerinde götürdükleri hediy…

İLETİŞİM FORMÜLE EDİLEBİLİR Mİ?

Resim
İletişim günümüzde formüle edilebilen, adeta matematikleştirilen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Bunun bir yansıması olarak da iletişim eğitimi verilen her yerde sürekli geçmiş zamanlarda başarıyla uygulanmış stratejiler tekrar tekrar kursiyerlere anlatılıyor. Örneğin; ikinci dünya savaşına damgasını vurmuş, ancak günümüzde geçerliliği tartışılan ‘Joeph Goebbels’in propaganda taktikleri hâlâ iletişim fakültelerinde siyasal iletişimin temel taşı olarak gösteriliyor. Ya da pazarlama iletişimi derslerinde gösterilen Abraham Maslow’un  ‘ihtiyaçlar hiyerarşisi’ yılların eskitemediği stratejiler olarak önümüzdeki yüzyıl boyunca gösterilmeye devam edilecek gibi duruyor.
Oysa gerçekler, öğretilenden bir hayli farklı. Madem akademi yörüngesinde başladık sohbete öyle devam edelim. Goebebels’in kara propagandasını, yani konuşmacının monolog yaratarak kitleleri arkasından sürüklediği, taktiğini gelin bugün uygulamaya çalışın. Sosyal medyanın kaydettiği gelişme sonrası çıkacak çatlak sesleri …

Siyasal İletişimde Temel Stratejiler

1930’lu yıllarda ABD özelinde başlayan seçim kampanyalarının en etkininin 1952 yılında yaşanan seçimlerde Eisenhower zamanında gerçekleştiğini söyleyebiliriz.
Ülkemizde ise devlet radyosunun seçim propagandalarında kullanılmasına izin verildiği 1945 yılını esas alarak kullanabiliriz. Ancak ilk kampanya denince akla 1979 yılı seçimleri ve Cen Ajans gelmekte elbette. 79 yılında Cen Ajans Adalet Partisi için siyasal gazete reklamları hazırlamanın yanı sıra kampanyada kullanılacak kasetleri de hazırlamıştı.
Günümüze geldiğimizde artık seçim kampanyaları, hatta milletvekili adayları dahi ağızlarından çıkacak her sözü, yapacakları her hareketi iletişim danışmanlarından onay almadan yapmamaktalar. Bu kadar yoğun ve stresli bir dönemin iletişim planlaması dea elbette büyük önem arz ediyor.
Seçmeni ikna edebilmek adına uygulanan ikna stratejileri, günümüzde de hala çalışır anahtar olarak ön plana çıkıyor.
Bu stratejilerden Canvassing (yüz yüze oy toplama) adayın kapı kapı gezerek vaatlerini anla…

Marka Stratejileri

Resim
Marka Stratejileri
Markalama stratejileri elbette rekabetçi yapılar göz önüne alınarak hazırlanan, klasik ya da modern anlamda rekabetçi ortama hizmet eden yaklaşımlardır. 


      Genel olarak rekabet stratejilerine baktığımızda “Maliyet Liderliği Stratejisi”  “Odaklanma Stratejisi” “Farklılaşma Stratejisi” olarak üç ana başlık karşımıza çıkmaktadır. 
Genel rekabet stratejileri içinde maliyet liderliği hem anlaşabilirlik olarak, hem de uygulama olarak en kolay stratejik yaklaşım olarak görülmektedir. Bu strateji benimsenerek maliyetler, rakiplerinkinin altına düşürülebilir ve bu sayede daha fazla değer yaratılarak bu değerler bütünü örgütsel katma değer içinde son kullanıcıya sunulabilir. Ancak sistemin çalışabilirliliği açısından konunun çok iyi dokunmuş ve incelenmiş olması gerekir. Maliyetleri düşürerek son kullanıcıya pazarda bulunan rakip firmalardan daha ucuz ürün / hizmet satmak, akla yatkın gelse de marka büyüklüğü, bu indirimleri kaldırabilir seviyede olmalıdır. Zira markanızdan …
Reklamlara Yabancılaşmak

          Hızla globalleşen dünya da iletişim çalışmalarının yerel kalabileceğini düşünmek, iyimser bir yaklaşımdan öteye gidemez…

          Elbette global iletişim çalışmalarının reklam veren ve reklam ajansları açısından faydaları da bulunmaktadır. Örneğin reklam verenlerin en büyük sorunu olan “kurumsal imaj” bu anlayış sayesinde tek bir elde kolaylıkla toplanabilir ve tüketici üzerinde istenen etki kolaylıkla yakalanabilir.

          Ancak, öte yandan global reklamlar da göze batan en büyük sorun, kesinlikle samimiyetsiz duruşlarıdır. Günümüz reklamcılarının bile hedef kitle tespitinde en çok zorlandıkları konu olan tüketici iç görüsü yakalamak, global reklamlarda söz konusu olmadığı için reklamın yayınlanacağı ülkelerdeki kültürle uzaktan yakından ilgisi olmayan samimiyetsiz çalışmalar ortaya çıkmakta bu durum tüketicinin irite olmasına ve üründen soğumasına neden olmaktadır. En iyimser tahminle tüketici mesajı tam olarak anlayamamakta ve çalışma istenen …