ÇOCUK HER ZAMAN SATAR MI?

Serdar Erener’in beklide reklam dünyasına bahşettiği en büyük yenilik çocuk satar felsefesidir. Eskilerin deyimiyle “Seks Satar” neredeyse tamamen reklam lügatimizden çıktı ve yerine “Çocuk Satar” yerleşti. Başlangıcı 90’lı yıllara, sucu çocuk reklamına dayanan bu felsefe günümüzde gerçekten çalışıyor mu?

Bu sorunun maalesef “evet” ya da “hayır” gibi net bir yanıtı yok. Burada pek çok etken reklamın başarısını doğrudan etkilemekte. Bunu en iyi açıklayacak örnek zannediyorum aynı sektörden iki reklamı incelemek olacak. Bunlardan ilki bir Mercedes reklamı;

http://www.vidivodo.com/227062/mercedes-komik-reklam

Reklamda gördüğümüz gibi bir çocuk sevgiyle ve o saf sevenciliğiyle aynı bir çiçek gibi oyuncak arabasını toprağa ekerse büyüyerek gerçek bir Mercedes olacağını düşünüyor. Hemen hepimizin kalbine dokunan bizi bir şekilde yakalayarak güven ve sıcaklık duygusu aşılayan bu reklamda çocuk kullanmak kadar doğal bir şey olamaz sanırım. Burada çocuk kesinlikle bir meta olarak kullanılmamış aksine izleyiciye bir hayat anlatılmıştır.

İkinci olarak ise Fiat’ın yeni reklam kampanyasına göz atalım;

http://www.vidivodo.com/385553/herkese-bir-fiat-_-reklam


İki çocuk kendi aralarında Fiat almaları gerektiği konusunda konuşmaktalar. Filmin daha başında senarize olduğu gerçeklik taşımadığı izleyiciye son derece başarılı bir şekilde anlatılıyor. Hangi çocuk iç görüsünde araba almak vardır çok merak ediyorum doğrusu? Eğer bu hayal dünyasıysa bkz. Mercedes reklamı derim. Hiç abartmadan bir çocuğun hayal dünyası öylesine güzel anlatılıyor ki hayran olmamak elde değil. Hayır, biz burada çocuklar bile cesaretlenecek araba almak isteyecek, burada fiyatlandırmamız üzerine bir pozisyonlama yaptık bunu da en iyi çocuk ile anlatırdık diyorsanız. Marka değeri ne oldu? Fiat, Tofaştan kalan bir miras olan kalitesiz araba üretir. İç görüsünü nasıl yeneceksiniz? Üstelik bu iç görüyü böylesine bir filmle destekleyerek.

Birde işi Türkiye’ye taşıyan Serdar Erener’in iki reklamına bakalım. Tabii bunlardan ilki gerek müziği gerekse işlenişi ile kült reklam filmlerimizden olan “Sucu Çocuk & Garanti Bankası” olsun;

http://www.dailymotion.com/video/xbdryl_sucu-cocuk-garanti-bankas-reklam-fi_shortfilms

Aynı Mercedes reklamında olduğu gibi ne kadar sade ve güzel bir dille, bir hayat izleyiciye aktarılıyor. Araya sıkışan Banka’nın hiç abes olmadığı aksine o Bankanın da aynı çocuk gibi bir heyecan ve istekle müşterilerine hizmet verdiği anlatılıyor. İnsana amatör ruh en fazla bu kadar güzel anlatılırdı dedirtiyor. Zaten kült reklamlarımız arasına girerek kesinlikle hak ettiği başarıyı sonuna kadar almış bir çalışma.

Şimdi birde Serdar Erener’in son çalışması olan FIBA için çekilen “Forma” reklam filmine göz atalım;

http://www.dailymotion.com/video/xe7aj6_garanti-bankas-12-dev-adam-forma-re_sport

Çocuklar burada ne kadar yapay duruyor değil mi? Nerede sucu çocuğun doğallığı nerede bu çocukların yapaylığı dedirtiyor insana. Ayrıca filmin çok durağan olması bir spor müsabakası reklamına yakışmayacak denli durağanlıktan bahsediyorum, rakiplerine de buyurun FIBA alanını siz sahiplenin demesine neden oluyor. Nitekim Ülker ve THY Fiba Dünya Kupası reklamları ile bu alanın her karışını sahiplendi. Şimdi bir sıralama yaparsak THY “Türkler Uçuyor” mottosu, Ülker “Haydi Durma Oyna” mottosu ve Garanti’nin klasik “12 Dev Adam” mottosu. Hangi reklam filmi Türk halkı’nın kalbine dokunabilmiş ve onları etkilemeyi başarmıştır. Maçlarda spikerlerin bile söylediği Türkler Uçuyor mu yoksa bir kere bulunan ve artık yenilemeye gerek görülmeyen 12 Dev Adam mottosu mu başarılıdır?

Eğer doğru kullanılırsa çocuk satar ve izleyiciyi bir anda duygusal paydaş yapar. Kesinlikle doğru bir yaklaşımdır. Ancak izleyici her çocuklu filmde duygusal paydaş olmayabilir. Düşünsenize o zaman bütün çocuk bezi reklamlarına seyircinin âşık olması gerekmez miydi? Eğer doğru iç görü yakalanır ve uygulanırsa kesinlikle işin içinde çocuk olsada olmasada o reklam çalışır ve izleyicide istediği etkiyi bırakır. Aksini iddia etmek günümüzde her 10 reklamdan en az 7’sinin çocuk temalı ve zorlama olması gibi izleyicide samimiyetsiz bir hava yaratır ki buda uzun vadede marka değerine ciddi zararlar verir.
Sevgiyle kalın şimdilik kısa bir reklam molası :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bugünün İletişim Danışmanları Aslında Birer Emlakçı